Menü

21. YY'DA KÖYLÜLER "ZEHİRLİ" SUYA BİLE RAZILAR

Su krizi Şereflikoçhisar’daki Şanlıkışla köyü ve Hındılı yaylasında yaşayan üreticileri göçe zorluyor. Ülkeye, Devlete üretici olarak büyük katkı sağlayan genellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan köy ve yayla sakinleri, “ Daha önce köye dönüş projesi vardı, böyle olursa köyden gidiş projesi olacak köyden gideceğiz göç başlayacak. İstiyorlar ki çiftçi üretsin. Nasıl üretsin? Köylü evinde içme suyu bulamıyor.” İfadelerini kullandılar.

21. YY'DA KÖYLÜLER "ZEHİRLİ" SUYA BİLE RAZILAR
İlçemizin Şanlıkışla Mahallesi ve Hındıllı Yaylasındaki su sıkıntısı dev bir yumak hâline gelerek büyümeye devam ediyor. Şanlıkışla Mahallesinde yaşanan su sorunu ise mahalle sakinlerini çaresiz bıraktığı gibi mahalle geçmişinde kendi imkânlarıyla elde ettikleri suyun ‘’içil(e)mez raporu olmasına rağmen ‘’zehirli’’ suya bile razı ettirdi. Mahalledeki camii çeşmesinin bile suyunun akmaması insanların hem yaşam biçimlerine olan müdahaleyi akıllara getirdi hem de toplu alanlarda bile suya olan ihtiyacı gösterdi. Yetkililerden defalarca su problemlerinin çözülmesini isteyen mahalle sakinleri kaymakama, belediyeye, büyükşehire, ASKİ’ye teker teker başvurduklarını buna rağmen yetkililerin topu birbirine atmasından dolayı isyan ettirdi. Mahalle muhtarının aktardığı üzere “Eskiden Köye Dönüş Projesi vardı, şimdi köyden su olmadığı için gitmek istiyoruz” demesi su krizinin insanları “zorunlu göçe” sürüldüklerini gösterdi. Zorunlu göçe tabî tutturulacak kadar su sorunun büyümesi üzerine bu durum “bir yasayla giderilir” diyen mahalle sakinleri birey – yasa ilişkisini örnekleyerek toplumu düzenleyici olan yasalara güvendiklerini fakat bu durumu yetkililerin göz ardı ettiğini ve her şey rağmen demokrasinin bir ayağı olan hukuk devletine de güvendiklerini gösterdi. Hukuk devletine olan inançlarına rağmen bu durumun yetkililer tarafından gündeme getirilmemesi de bu durumun yavaşlatılacak bir nitelik taşıdığını gösterirken görevlerini yerine getirmekle sorumlu olan yetkililerin ise halka karşı tutumlarını gösterirken “sadece mevki için mi koltuklarını işgâl ediyorlar?” sorusunu akıllara getirdi. Aynı şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığından çıkan İmar Barışına olanak tanıyan Yapı Kayıt Belgesi olmasına rağmen bu durumdan sorumlu olan yetkililerin “sanki bu belge hiç var olmamış gibi davranması” da mahalle sakinlerinin temel ihtiyaçları olan su mücadelesinde başvurdukları mercilerin aslında kime hizmet ettiğini bir kez daha sorgulattı. Bürokrasiye göre as – üs ilişkisi varken ve küçük yerleşim yerlerinde işleyişi kolaylaştırmak için bölümlere ayrılan organların nerede oldukları hangi belgeyi tanıyacakları kendi içlerinde bile halkın sorunu için ortaklaşa hareket edememeleri koltuklarını sadece dolduran yetkililerin durumunu bir kez daha gösterdi. Su sorunundan kaynaklı göç etmek istemediklerini belirten ve suyun temel ihtiyaç olmasından kaynaklı bu soruna herkesin el atmasını isteyen mahalle sakinlerinin böyle bir konuda mücadele etmeleri bile büyük adaletsizliklerin olduğunu gösterdi.

Yorumlar